25 Eylül 2012 Salı

Vocabulary Learning - Kelime Öğrenme


İngilizce öğrenirken sanki sonsuz sayıda kelime öğrenmek gerekli gibi gelir insana. Bu doğrudur aslında ve fakat sayfalarca karşısında Türkçesi yazılmış listeler ezberlemek insana hem kolay gelir, hem de zul. Yararlı mıdır? Tabi masa, pencere, ekmek gibi tek karşılığı olan kelimeler için neden olmasın? Maalesef kelimeler bu basit listelerden daha büyülüdür.

İngilizce kelime öğrenmek beni mutlu eder. Hergün yeni kelimeler öğreniyorum, yine de listeler yapıyorum, bazen kartlar, minik notlar. Galiba tam bir öğretmenim, Türkçe karşılığı tatmin etmez beni. İngilizce İngilizce sözlüğüm, internetteki sözlükler (telaffuz muhakkak olmalı), concordance listeleri ve thesearus olmazsa olmazlarım. Bayılırım onların içinde kaybolmaya.


İngilizce - İngilizce Sözlükler harikadır. Bir kelimenin formunu, diğer formlarını, örnek cümlelerini, eş anlamlısını, zıt anlanmlısını, kökenini, fonetik yazılışını (!) evirir çevirir öğretir size. Her dakika elimde olan, sade yumuşacık,incecik, gri sayfalarıyla: Longman Dictionary of Contemporary English. Ayrıca Cambridge Essential Dicitonary, Oxford Dictionary of English gibi başka birçok alternatif var. Sözlükler herşeyin dijital olduğu günümüzde sayfa çevirmek isteyenler içindir.
Internet Sözlükleri prave tiktir, heryerde ulaşabilirsiniz. Hemencecik bakıverirsiniz ve kelimenin telaffuzunu duyarsınız. Iphone ve Ipad için de birçok uygulama bulabilirsiniz. Elinizin altındadır, hiçbirzaman çaresiz kalmazsınız. Benim beğendiğim ve kullandığım bazı online sözlükler şunlardır.


Concordance Listeleri
- İşte bu listelere bayılıyorum. Internetle birlikte kendini aşmış durumdadır.
Bir kelimeyi girersiniz ve bu şahane  kaynak size Internette veya kitaplarda içinde o kelimenin geçtiği 50-100 cümleyi çekip çıkarır. Mesela Proof kelimesine bakalım: ( Ben biraz kısalttım cümleleri)

                                 equate PROOF was provided
we haven't ever found any PROOF of any crime out there
they may say have you any PROOF of purchase
We cannot give a detailed PROOF of this important result 
                  Further PROOF?
          But there is no PROOF of mass suicide
                  lack of PROOF
    she had nearly all thePROOF necessary
      the summary of your PROOF of evidence

Muhteşem değil mi? Her türlü beraber kullanımı, yapısını, yanına ne tür kelimeler getirebileceğinizi görüyorsunuz. Aslında o kadar çok Concordance List var ki: İncil'in, Shakespeare'in ve çeşitli yazarların eserlerinde de arayabilirsiniz ama tavsiye etmem.

En pratiği:


Thesaurus  - Kelime öğrenirken, ödev yaparken, yazı yazarken kullanmak için çok faydalı bir eser. Bir kelimenin eş anlamlı ve zıt anlamlı kelimelerini veriyor. 

Mesela bir yazı yazıyorsunuz, bir ürünü met ediyorsunuz. Kaç tane good kelimesi kullanabilirsiniz? Bir. Ama mutlaka daha fazla kullanmanız lazım. Buyrun: (Tabi körü körüne hiç bilmediğiniz kelimeleri kullanmanızı önermiyorum)

Kaynak: Thesaurus.com




Definition: useful, adequate
Synonyms: acceptable, advantageous, all right, ample, appropriate, approving, apt, auspicious, becoming, benefic, beneficial, benignant, brave, commendatory, commending, common, conformable, congruous, convenient, decent, desirable, favorable, favoring, fit, fitting, fruitful, healthful, healthy, helpful, hygienic, meet, needed, opportune, profitable, proper, propitious, respectable, right, salubrious, salutary, satisfying, seemly, serviceable, suitable, tolerable, toward, unobjectionable, wholesome
Antonyms: inadequate, rotten, unsuitable









 

Aslında kelime öğrenmek eğlencelidir, hiç zul değildir. Her kelime yeni bir dünyadır. Kelime öğrenin! Gerçekten...
 

6 Aralık 2011 Salı

Kurumsal İngilizce Eğitimi

Olingua İş İngilizcesi konusunda butik bir hizmet vermektedir. 

İş İngilizcesi kursu iş dünyasında ihtiyaç duyacağınız temel iletişim ve dil becerilerini geliştirmek için tasarlanmıştır. Telefonla görüşme, sosyalleşme, işbirliği yapma, toplantı ve sunumlarda kendinize güveninizi, akıcılığınızı ve yeterliliğinizi geliştirmek başlıca hedefidir.

Bu program iş hayatında karşınıza çıkabilecek birçok durumda İngilizce iletişim kurmanızda, işinizde gelişmenize yarayacak iletişim becerilerinizi ve iş dünyası ile ilgili bilginizi geliştirmenizde yardımcı olacaktır. Bu programı alan kişiler İngilizce  iş dilini kullanırken daha akıcı ve kendine güvenli olacaktır. 

Olingua'nın iş İngilizcesi ile ilgili verdiği iki farklı kurs vardır:

Birincisi şirkete, sektöre ve poziyona özel hazırlanan programdır. Size uygun saatlerde, işyerinize gelerek verdiğimiz bir kurstur.

İkincisi global olarak kullanılan ve iş İngilicesi'nin temeli sayılan Market Leader kitabının müfredatıyla, seviyenize göre verilen programdır.

Dersler minimum 6 kişiden oluşmaktadır. Haftada en az 4 ders saati (her ders 45 dk) maximum verim için en uygun süre olacaktır. 

Bunun dışında üst düzey yöneticiler için, işyerinizde farklı seviyelerde özel ders verilmektedir.

Derslere katılım öğrencinin gelişimi ve sınıftaki ders programının akışı için çok önemlidir. Program içinde yapılacak tartışmalara, grup çalışmalarına, aktivitelere katılım beklenmektdir. Yapılan drama çalışmalarına, hayali telefon konuşmalarına, simülasyon oyunlarına katılımınız hem diğer öğrencilere hem de size müthiş faydalı olacaktır.

23 Kasım 2011 Çarşamba

Teacher Talk Time - Öğretmen Konuşma Zamanı


İngilizce derslerinizi gözünüzün önüne getirin. Öğretmen sınıfa girer, konuşur, tahtaya yazar, siz deftere yazılması gerekenleri yazarsınız, öğretmen konuşur, örnekler verir, öğretmen konuşur, boşluk doldurma kağıtları dağıtır, konuşur, cevapları okur ya da tahtaya yazar ve zil çalar. Öğrenciler normal bir derste hiç bir kelime söylemeden, biraz daha iyi bir derste bir kaç "repeat after me" - "benden sonra tekrar et" aktivitesinde bir kaç kelime söyleyerek, şanslılarsa bir yazılı diyalog okuyarak dersi bitirirler.

Şimdi İngilizce bir dildir ve bir iletişim aracıdır. Bir cümleyi 15 kez deftere yazarak veya sadece dinleyerek öğrenilmez. Konuşmadan konuşmayı öğrenemez bir öğrenci. O dillin içine girmeden, sözlük kullanmadan, bir cümlenin alternatiflerine bakmadan, konuşmak için bir çabaya girmeden, hata yapmadan öğrenilemez. 

Bir de şu var, özellikle Türkiye'de yaşayıp, İngilizce öğreniyorsa öğrenci, tek başına ya da sınıfın dışında okuyabilir, alıştırma yapabilir, dinleyebilir, yazabilir ama tek başına konuşamaz. Risk aldığında nasıl bir risk olduğunu anlayabilmesi için sınıfta konuşması lazım. Bir de tabi deli muamelesi görmemesi için... Sınıfta bol bol konuşması lazım.

Yeni jenerasyon öğretmen eğitimlerinde Öğretmen Konuşma Zamanını en aza indirmek gerektiği söyleniyor. Hatta buna çok önem veren okullar olduğunu biliyorum ve fakat çok az...

Ayrıca her dersin %70 öğrenci konuşur - %30 öğretmen konuşur sistemiyle yürümesi imkansız ve gereksiz olabilir. Öğretmenin konuşması gerekir, öğrencinin de duyması. Öğretmenin başarıya iltifat etmesi gerekir, hataları tatlı tatlı düzeltmesi, bazı konuları anlatması ve örneklendirmesi gerekir. En önemlisi İngilizce'nin nasıl öğrenileceğini, öğrenme sürecini anlatması gerekir. 


Öte yandan öğrenci konuşmalıdır, başı gözü yarmalıdır, gerekirse el işaretleriyle, vücut dilini kullanarak, hata yapmaktan korkmadan, eğlenerek, bir şekilde istediğini anlatabilmelidir. Fiilin, sıfatın, zamirin nerde olduğu önemli olmadan, telaffuz doğru olmadan. Bir noktada öğrenecek nasıl olsa herşeyin doğrusunu. Tek istediğim çocukların kendine güvenini kaybetmeden, yaratıcılıklarını ortaya çıkararak, zaten orda olan iletişim becerilerini yok etmeden İngilizce öğrenmeleri.

16 Kasım 2011 Çarşamba

Motivasyon ile ilgili birkaç not


"Disiplin bir efsanedir. Esas olan motivasyondur." Leo Babauta

Bir hedefe ulaşmanın en önemli yolu motivasyondur. Öğrenme ile ilgili bütün kapıları motivasyon açar: hem yetişkinler hem de çocuklar için.Başlangıç noktasıdır öğrenmenin motivasyon....
Hedefi olmak ya da olmamak - gerçekten mesele bu! Neyi neden yaptığını bilmek tabii ki önemli ve "Bu İngilizce'yi neden öğreniyorum ki ben?" dediği anda bitmiştir. Bilmiyorsa ve hedefi yoksa motivasyon eksiye geçer. Her zaman öğrencilerime derim: "Ne olmak istiyorsanız olun, ama daha iyisi olmak için artık İngilizce'ye ihtiyaç var." Bahçıvan olacaksanız sardunyaların çiçeklerinin nasıl ortanca çiçeği kadar büyük olabileceğini belki yabancı bir kaynaktan öğrenmeniz gerekecek ve daha iyi bir bahçıvan olacaksınız. Anne olmak istiyorsanız, doğumgünü partilerinde en güzel pinyatayı yapıp çocukları mutlu etmek için yabancıi kaynaklara bakmak gerekecek. Ve beyin cerrahı olacaksanız muhakkak bilmeniz gerekecek İngilizce'yi. Sadece tıbbi dili değil, koridor İngilizcesini de... Bunlar uzun dönem hedefleri. Günlük hedefleri de bilmeli öğrenci, haftalık hedefleri de....

İki türlü motivasyon kaynağı vardır:

Dışsal Motivasyon - Dışardan ve başkaları tarafından sağlanan bir motivasyon kaynağıdır.  Ödül, ceza, daha çok maaş, daha iyi bir iş, iyi bir sınav sonucu, bir yarışma, gitmek istediği bir ülkenin dilini ve kültürünü öğrenmek gibi... Dışsal motivasyonun çok fazla desteklenmesi özellikle çocukların daha hırslı, daha fazla kendini haklı çıkarmaya yönelik tavırlar sergilemesine sebep olabilir. Önerilen, özellikle çocuklara verilen ödül ve/veya cezanın abartılmaması ve dengede tutulmasıdır.

İçsel Motivasyon - Öğrencinin içinden gelir, merak eder, öğrenmek ister, devam etmek ister ve öğrendikçe mutlu olur. Daha iyi not almak için değil keşfetmek için öğrenmek ister. Kendi becerileni geliştirmek ister. Okullarda ve aile ortamındaki hedef öğrencilerin içsel motivasyonunu arttırmaktır. Öğrenciler öğrendiklerinden keyif alırlarsa, aktivitelerde kontrol onlarda olursa, bilgi ilgilerini çekerse, başarabileceklerine inanırlarsa bu motivasyon artar. Öğrenmenin güzel, eğlenceli olduğuna inanırlarsa ve öğrendikleri herşeyin bir gün işe yarayacağını bilirlerse içsel motivasyonları coşar.

11 Kasım 2011 Cuma

Çocuklar ve Teknoloji

Buraya nasil geldik bilemiyorum. Nasil oldu da bir anda tüm çocuklar teknolojinin bu kadar içine daldılar? Şimdi gözünü Ipad'den, Iphone'dan, PSP'den, Wii'den kaldiramayan çocuklar için tehlike çanları mı çalıyor yoksa bu bir fırsat mı?

Ne olduysa, nasıl olduysa biz bunu bir avantaja dönüştürelim diyorum ve size kendi çocuklarım ve bazen derslerim için de kullandığım, interaktif, sevimli, öğretici kaynaklardan örnekler vermek istiyorum. 

Aşağıdaki liste okul öncesi için kullanılabilecek Iphone ve Ipad applikasyonları.

Flash English 2 
Kid's Animal Readers 
Kid's Radio
My Magic Songs 
Alphabet Flash Cards 
Word Games for Kids
Kitty Words 

İlkokul çocukları için (daha küçükler de dinleyebilir)

MeeGenius 
Read Me Stories 

Internet Kaynakları

Nickeledeon - Özellike İngilizce öğretmiyor ama eğlenceli videolar ve oyunşlar var.


 







10 Kasım 2011 Perşembe

İngilizce Öğrenirken Bireysel Farklılıklar Önemlidir

Bütün bireyler farklı hızlarda, farklı şekillerde ve farklı motivasyonlar sayesinde öğrenmeyi gerçekleştirirler. Her bebek kendi istediğinde, kendi ailesinin ona verdikleri sonucunda, kendi kişiliğinin yansımasında konuşmaya başlar. Bazısı sadece kelimler söyler, bazısı cümle kurar ama sadece annesi anlayabilir, bazısı ise ilk kelimeden itibaren TRT spikeri gibi konuşmaya başlar.

İkinci bir dili öğrenmek de benzer bir süreçtir. Bir dil edinirken her bir çocuk, bir dil öğrenirken her bir yetişkin değişik hızda ilerler, değişik tarzda öğrenir ve motive olur. Kimi bir kelimeyi bir seferde, kimi bir kaç tekrarda, kimi görerek, kimi duyarak öğrenir. Çocuklar için öğretmenin ve ailenin, yetişkinler için ise öğretmenin ve kişinin kendisinin bunu her zaman aklının bir köşesinde tutması gerekir - ki hayal kırıklıkları olmasın.

Bireysel farkları yaratan birçok etken vardır, önemli etkenlerden birkaçı şöyledir:

1. Aile - En önemli etkendir. Bir ailede çocuğun yaratıcılığını geliştirecek, cevap aramayı destekleyecek, okumayı, problem çözmeyi teşvik edecek bir ortam varsa öğrenmeyi öğrenir çocuk. Evdeki huzurlu, sakin ortam olumlu ve güvenli bir etki yaratır. Çocuk diğerleri ile rekabete değil, kendi öğrenmesine odaklanmalıdır. Bazı evlerde bu ortamı yakalamak daha zor olabilir maalesef.


2. Motivasyon şekli - Her birey farklı şekilde motive olur.  Bazısı sıkı bir disiplin isterken, bazısı her zaman övülmek ve takdir edilmek ister. Elde edilen başarı bir öğrenciyi göklere çıkartıp, daha iyisini başarmak için çalışmaya yöneltir, başka bir öğrenciyi ise "Nasıl olsa yapıyorum, kolaymış." diyerek rahatlığa sürükler.


3. Öğrenme Hızı- "Language Blind" diye bir tabir vardır. "Dil Körü"  olan bu kişilerin başı dil öğrenmekle derttedir. Herkesten daha yavaş öğrenirler dili, diğer konularda çok başarılı olabilirler, çok çalışabilirler ama yine de zorlanırlar. Bazısı ise 7 dili çok daha az bir çabayla, rahatça hızlıca öğrenir. Bireysel bir farklılık!


4. Öğrenme Şekilleri - Görsel mi, işitsel mi yoksa kinestetik mi öğreniyorsunuz? Hiç düşündünüz mü? Ya çocuğunuz? Hafızanızda görerek mi kalıyor bilgiler, duyarak mı? Yoksa hareket ederek mi?  Okullarda bu farklar göz önünde bulunduruluyor mu? Her öğrenme şekline hitap edecek bir sistem var mı? Hmmm pek sayılmaz.


5. Öğretmen ve Okul - Okulun ve öğretmenin di öğretirken izlediği yol çok önemlidir. Temel olarak iki farklı dil öğretme yaklaşımı vardır. Öğrenci-merkezli ve öğretmen-merkezli. Farklı öğrenciler aynı süre boyunca bu farklı yaklaşımlarla dil öğrenirler ve sonuçlar farkı olur. (Öğrenci-merkezli ve öğretmen merkezli - konusu daha sonra ele alınacaktır)


Bireysel farklılıklar göz önüne alındığında hem veliler, hem bireyler hem de öğretmenler rahatlar. Daha iyi veya daha kötü yok. Sadece olan var ve olanı kabul etmek gerek :)

2 Kasım 2011 Çarşamba

TPR- Total Physical Response



TPR : Tüm Fiziksel Tepki  yöntemi İngilizce öğretimi için kullanılan harika bir metoddur. 

TPR metodunun kullanıldığı derslerde öğrenciler İngilizce olarak verilen komutları fiziksel olarak uygular. 

Bu şekilde sınıfta etkinlik ve istek artar, ders eğlenceye dönüşür,birçok kelime ve komut öğrenilir.

Özellikle çocuk derslerimde her zaman kullanırım TPR metodunu. Her yaş grubuna göre komutlar değişir.

2-3 yaş grubunda "Clap" derken, okul öncesinde "Clap your hands" ve ilkokul çocuklarında "I want you to clap your hands." derim. 

"If you are happy" veya "Wheels on the bus" şarkıları bu metod için kullanılan müthiş şarkılara sadece iki örnektir. Çocukları mutlu eder, hareket ettirir, öğretmenin yaratıcılığını ortaya çıkarır (komutlar her zaman değişebilir) ve ders her zaman eğlence içinde geçer.

3 yaşındaki lokum öğrencilerimin "Clap, jump, sitdown, standup, close your eyes, tiptoe, march, turn around, point your toes, scream, run, smile"  (El çırp, zıpla, otur, kalk, gözlerini kapat, parmakucunda yürü, dön, ayak parmaklarını göster, çığlık at, koş, gülümse) gibi 12-15 komutu arka arkaya yapabildiğini görmek hem beni he aileleri hem de çocukları çok mutlu ediyor.